13 Ekim 2017 Cuma

İşsiz Nüfusa Yön Veren Türkiye

Türkiye’deki insanların bir kısmı çalışma yaşında ve isteğinde olmasına rağmen işsizdir. İşsizlik ise hem  birey, hemde  yaşadığı toplum açısından ekonomik ve sosyal bir çok olumsuz sonuçları beraberinde getirmektedir. Bu açıdan işsizlik bireyleri ve toplumu yakından ilgilendiren bir konudur. Türkiye’de işsizlerin yeterli sosyal ve ekonomik güvencelerden henüz yoksun olması işsiz nüfusun önemini daha da artırmaktadır. İşsizlerin istihdamı konusu 1950’lerden bu yana Türkiye’nin gündemindeydi. 1961 Anayasasında ise istihdam sorununa çözüm getirmek devletin görevlerinden sayılmış ve “işsiz olan herkese devletin iş imkanı sağlayacağı” düşünülmüştür. Yine 1963’den bu yana beş yıllık kalkınma planlarının hepsinde işsizliğin önlenmesine yönelik tedbirler yer almıştır. Ancak bazı engeller yüzünden tedbirler yeterince gerçekleştirilememiş ve işsizlerin nüfusu artmaya devam etmiştir. Türkiye sürekli bu konuda çalışmaya özen gösterse de işsiz nüfusuna sadece bir nebze etkisi olmuştur. Şuan da daha da etkili hale gelen işsizlik sorunu bugün ülke sorunlarının başında gelmektedir.
Türkiye açısından  işsizlik, işsiz nüfus , ekonomik istihdam ve etkileri sürekli ülkemizin konusu ve problem olmuştur. Bu konuda yazılan pek çok yazı olmasına karşın  On Dokuz Mayıs Üniversitesi Fen -Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü akademik görevlisi olan Yrd.Doç.Dr Muhammet Ali Yılmaz bu konuları makalesinde çok güzel bir şekilde özetlemiştir.
 Türkiye işsiz nüfus konusu ile sürekli uğraşmış ve bu konuyu düzeltmeye çalışmıştır. Türkiye gelişmekte olan bir ülke olduğu için işsiz nüfusunun fazla olması bu gelişimini de etkileyecektir.  Türkiye’de 15 ve üstü yaşlar çalışan nüfus olarak görülmektedir. 2001 yılında Türkiye’de toplam işgücü 22 milyon 269 bin ve bunlar içinde işsiz nüfusu ise  1 milyon 902 bin kişi olup,  İşsiz nüfusun iş gücüne oranı ise % 8,5dir. Türkiye birinci beş yıllık kalkınma planında yani 1962 yılı içinde  toplam 420 bin olan işsiz nüfusun  iş gücüne oranı % 3,2 gibi bir değer göstermektedir. 1972 yılında ise işsiz nüfusu  936 bine ulaşırken  işsizlik oranı ise %6,2’ye kadar çıkmış olduğu görülmektedir. 1980 öncesinde ise Türkiye’deki anarşi ortamında ekonomik durgunluğa bağlı olarak 1978’de işsiz nüfusu 1 milyon 673 bine kadar ulaştı ve işsizlik oranı ise % 9,6 gibi bir değer aldı.. 1990’lı yıllara kadar genelde yüksek düzeyini koruyan işsizlik oranı, 1990 sonrası bir nebze  azalma gösterse de, 2001 yılında yaşanan ekonomik krizler bunun önünü kesmiş ve daha yüzlerce kişi işsiz nüfusa eklenmiştir ve işsizlik oranı ise aynı durumdan  % 8,5’e kadar artmıştır. TÜİK'in günümüze kadar hesaplamış olduğu verilerde işsiz nüfusun artışı görülmektedir. Aşağıdaki tabloyu dikkatlice incelediğinizde demek istediğimi anlayacaksınız.
Türkiye açısından yapılan bir diğer kavram ise eksik ekonomik istihdamdır. Bu ekonomik istihdam gizli işsizlik olarakta tanımlanmakta ve işsiz nüfusu etkilemektedir. 2001 yılında eksik istihdam durumunda olanların nüfusu 1 milyon 338 bin ve eksik istihdamın iş gücüne oranı ise  % 6 olarak hesaplanmıştır. Eksik istihdama işsizlik oranının da  eklenmesiyle ortaya çıkan Türkiye’deki atıl iş gücü % 14,5 gibi yüksek bir değer almıştır. Ayrıca Türkiye’ de işsiz nüfusla ilgili bir diğer konuda yurt dışına yapılan iş gücü göçüdür. Bu göç ile beraber doğru, işsiz nüfusu bir nebze azaltı ama ülkemizdeki istihdam açığı arttı. Tüik’in 2017 yılında yaptığı işsizlik nüfusu verilerine bakarsak şayet şöyle değerler çıkmıştır. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı Haziran döneminde yapılan istatistiklere göre, geçen yılın aynı dönemindeki istatistikler 124 bin kişi  artarak 3 milyon 251 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise değişim göstermeyerek %10,2 seviyesinde seyir etti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı da değişim göstermeyerek %12,2 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 1,2 puanlık artış ile %20,6 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran değişim göstermeyerek %10,4’de kaldı. Aynı zamanda 2017 yılı istihdam verilerine de bakarsak: İstihdam edilenlerin nüfusu 2017 yılı Haziran döneminde  , bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 52 bin kişi artarak 28 milyon 703 bin kişi, istihdam oranı ise 0,9 puanlık artış ile %48’e yükselti. Yani Türkiye için işsiz nüfus yine artış gösterirken istihdamda ondan geri kalmayarak aynı doğrultuda bir artış göstermiştir. Okuduğunuzda şöyle düşünebilirsiniz istihdam arttı peki işsiz nüfus niye arttı azalması gerekmiyor mu? Nüfusun ilk konusu olarak nüfusu azaltamazsınız ekstrem bir  olay olmadığı sürece sadece nüfus artış hızını azaltırsınız işsiz nüfusu artış gösterdi doğru ama oda bir nüfus teşkil ettiği için sürekli artacaktır ama artış hızı yıllara göre düşmekte ve ekonomik istihdam ise Türkiye gibi gelişmekte olan bir konumda hareket etmektedir.
Özetle Türkiye ekonomik olarak gelişmekte olan bir ülkedir. Türkiye işsizlik, ekonomik istihdam ve işsiz nüfusu ile sürekli ilgilemiş yıllara göre analizler yapmış ve bu durumu düzeltmeye çalışmıştır. Bunun için anayasa üzerinde düzeltmeler yapmaya çalışmış ve beş yıllık  ekonomik kalkınmanın  konularına dahil etmiştir lakin bazı engeller yüzünden bu durum tam olarak düzeltilememiştir. 2001 yılında gerçekleşen ekonomik kriz de bunlardan biridir. Ayrıca Türkiye’ de 1950 den sonra başlayan şehirleşme ile beraber insanlar kırsal yerleşmelerden şehirlere göç etmeye başladı. Şehirleşmenin artması ile beraber işsiz nüfus şehirlerde artış göstermeye devam etmiş ve bu durum 1970 yılında en yükseklere ulaştığı durumdan  günümüze kadar sürmüştür. İşsiz nüfusu en çok etkileyenler ise gençler olmuştur. İşsizler, özellikle öğretim ve askerlik sonrası 20-24 yaş grubunda yoğunlaşmaktadır ve ilk defa iş arayanlar önemli bir sayıdadır. Yani buradan ülkemizin ve vatandaşımızın sürekli bir problemi olan, merak ettiği konulardan  işsizlik, işsiz nüfus ve ekonomik istihdam konularına açıklık getirmekti. Bloğumda bu yazıya yer verdiğim için çok mutluyum umarım kafanızda bazı düşüncelerin oluşmasına, meraklarınızın giderilmesine bir nebze yardımcı olmuşsam ne mutlu bana. Bir sonraki yazıda tekrar görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.



Kaynakça: http://www.tuik.gov.tr/HbGetirHTML.do?id=24631
Makale :TÜRKİYE’DE İŞSİZ NÜFUS Yrd.Doç.Dr Muhammet Ali Yılmaz 

5 Ekim 2017 Perşembe

Küreselleşen Dünyadan Küresel Cevap

Merhaba arkadaşlar bütün dünyayı ilgilendiren bir konuya değinmek istiyorum, dünya nüfusundaki artışın gıda talebine etkisi . ama ilk olarak doğru soruyu sormamız gerek. Coğrafyacı olarakta araştırmanın ilk adımı doğru soruyu sormaktır. Dünya nüfusunun gıda güvenliğine nasıl bir etkisi vardır? Bu sorunun cevabını sizlere sunacağım umarım yardımım olur.


Dünya nüfusundaki artış devam ederse gelecekte bizi gıda güvenliği acısından iyi şeyler beklemiyor. Prof. Dr. İbrahim Ortaş’ın yayınlamış olduğu yazıya bakarsak , dünya nüfus hızı ve artan gıda talebine karşın artmayan tarım alanları gelecekte insanlığın gıda güvencesi kaygısını en üst düzeyde gündeme getirmektedir. Yani arkadaşlar Pof. Dr. İbrahim Ortaş ‘a göre, şuanda enerjiyi elinde tutmak isteyen insanoğlu gelecekte artan gıda ihtiyacına karşı bu enerjiyi de elinde tutmak isteyecektir. Ayrıca bunun bir  diğer  problemi ise artan nüfusa göre insanların yerleşim yeri için tarım topraklarını amaç dışı kullanması giderek tarım topraklarının azalmasına neden olmaktadır böyle devam ederse  ileride bir  küçük bahçeye yada tarım toprağına muhtaç olacağız artan nüfusun talebi çok fazla nüfus artıkça talep artıyor ama üretimi devam ettirecek ham madde elinde yoksa neyi üretmeyi düşünüyorsun. BM'nin yaptığı açıklamaya  göre, 2050 yılında dünya nüfusu 10  milyar kişi olacak. Bu artışın da beraberinde gıda üretimi etkileyecek buna göre sadece gıda değil bana göre su ve diğer doğal kaynaklara da aynı oranda muhtaç olacağız. BM'nin dediğine göre bu artan nüfusunda büyük çoğunluğu şehirlerde olacağa için şehirlerin tarım toprakları ve doğa üzerinde en büyük etkisi olacağı düşünülmektedir. Buna bakılırsa arkadaşlar  artan nüfusla beraber zararlı gazlar daha da artacak  böylece yaşanan küresel iklim değişiklerinde  de aynı oranda artış olacaktır iklim değişmelerindeki artışın etkisiyle doğal afetlerin yani hızlı yağışlar, seller, kuraklık gibi olaylar baş gösterdiğinde ise bu gıda savaşları daha da baş gösterecek. Mevcut verilere bakıldığında 2050 yılında bile dünya nüfusunun yüzde 80-85’ i az gelişmiş yada gelişmekte olan ülkelerde yaşayacak. Uzmanlara göre, eğer dengeli bir gelir dağılımı hedefi ile düşük karbonlu kalkınma modeline geçiş sağlanmazsa dünya kaynaklarının artan nüfusa hızla artan nüfusu kaldırması mümkün değil. Bu açıklamaya göre arkadaşlar , artan  nüfusa bağlı olarak dengeli bir şekilde ülkelerin gelir dağılımını düzeltmesi ve sera gazları, araçlardan çıkan ve karbondioksit miktarını artıracak her türlü maddenin azaltılması hatta kullanımının bırakılması gibi ana önlemler çok ama çok geç olmadan alınmalıdır.

Bu durumu ülkemiz acısından değerlendirsek gelecekte Türkiye'nin çölleşmesi ve fakirleşmesi görülebilir. Türkiye 1930’lı yıllarda 15 milyondu bugün 2016 da ise 78 milyon. Bu hızla giderse uzmanlar ülkemizin nüfusunun 2050 yılında 110 milyon olacağını söylüyor. Bütün bu nüfus artışı üst kısımda da değindiğimiz gibi daha fazla gıda talebi, daha fazla yerleşim yeri daha fazla enerji gereksimi demekti. Bu artan talepler sonucu doğa ve yaşam bundan büyük bir şekilde etkilenecek. Bunun sonucunda artan ihtiyaç ile ülkenin su ihtiyaçları ve tarım alanlarının amaç dışı kullanılması sonucu ülkemizi çöl ve kurak bir son beklemekte bunu değiştirmek ise sadece Türkiye'nin gelişmişlik düzeyine ve bilincine bağlıdır.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun iklim değişikliği ve dünya nüfusuna ilişkin açıkladığı verilere göre, iklim değişikliği tüm dünya nüfusunu ilgilendiren en önemli konudur. İklim değişikliği sadece iklimleri değil ekolojik düzene mahvedecek ve doğal kaynakların tükenmesine neden olacaktır. Türkiye iklim değişimleri ve toprakların erozyona uğrama potansiyeli ile en tehlikeli coğrafyada olup ve eğer önlem alınmazsa büyük sorunlara neden olacaktır.

Özet olarak anlatmam gerekirse arkadaşlar, dünya ve türkiye nüfus artış hızı azalma eğilimine girmiş görülüyor ancak dünyanın nüfusu hala çok fazla özellikle Asya ve Afrika artan nüfus yüzünden gıda olarak zayıf durumda bir bütün olarak insanın enerji talebi ve besin isteği küresel iklim değişikliğini tetikliyor ve bunun bize dönüşü sel, fırtınalar,heyelanlar ve doğal kaynakların tükenmesi olacaktır. Bu bağlamda nüfus iklim ilişkileri araştırılmalı ve sürekli takip edilmelidir. Tarım ve toprak biliminde ise araştırmalar desteklenmeli. Burada nüfusun ne kadar önemli olduğu ve nüfusun bu kadar nitelikli şekilde gelecek hakkında bize nasıl bilgi verdiğini gördünüz o yüzden nüfusu asla hafife almamak ve araştırılmasını zevkle yapmak gerekir. Dünyana iyi bak ki oda sana baksın. Size yardımcı olabilmişsem ne mutlu bana iyi günler görüşmek üzere.

Kaynakça: http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1001 
Makale Arş.Gör. Rüya KASARCI Türkiye'de nüfus gelişimi.
Prof. Dr İbrahim Ortaş asportas@cu.edu.tr





1 Ekim 2017 Pazar

Terör Turizmde Vurdu.

Biliyoruz ki bu gidişle terörün  bizim topraklarımızı terk etmesi güç. Terör yüzünden hala pek çok askerimizi kaybetmekteyiz, acımız büyük. İlk olarak bloğuma yazmadan önce vatanı için canını feda eden  bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına ise sabır diliyorum. Türkiye 30 yıldır bu belayla uğraşıyor, 30 yıldır ateşin düşmediği ne köy kaldı ne kasaba. Ne korkunç ki giderek terörle yaşamaya da alışıyoruz. Bunun için alışma Türkiye. Terör niye topraklarımızı hedef alıyor diye düşünebilirsiniz lakin bunun da bir açıklaması mevcut. Aslında bizzat coğrafya ile alakalıdır. Çünkü Türkiye öyle bir coğrafi konumdaki, değeri paha biçilmez. Bloğumu yazmadan bunlara değinmek istedim. Türkiye sadece terör saldırılarıyla, can kaybının yanında mal kaybına da neden oluyor. Terör saldırılarıyla Türkiye dışa yani diğer ülkelere kötü tanıtılıyor. Bu yüzden Türkiye’ye dıştan seyahatler azalıyor. Çünkü; dış ülkelere Türkiye,  bu saldırılar yüzünden güvenlik olmayan bir ülke olarak gösteriliyor. Fark etmişsinizdir ki terör saldırıları yüzünden Türkiye’ye ekonomik olarak büyük gelir getiren diğer bir isimle bacasız sanayi olarak adlandırılan, turizm çok fazla etkilenmişti. 2015-2016 yıllarında gelen turist nüfusundaki düşüşten Tüik’in yaptığı analizler aşağıdaki gibidir.

Burada Türkiye’ye yıllara göre gelen turist nüfusu ve elde edilen gelir görülmektedir. Dikkatlice incelersek, her yıl düzenli olarak az yada çok olsa da turist nüfusu ve elde edilen gelir de stabil bir artış vardı ama lakin 2015-2016 yıllarına gelirken, 2014 yılında turizm geliri 34.305.904 ve turist nüfuzu 41.415.070 iken 2015 yılında turist nüfuzu fazla olamasına rağmen gelir nereden bakılırsa 2.841.127 gibi bir düşüş olmuş. İlerleyen yıllarda 2016 yılına geldiğimizde ise sadece gelir değil nüfuzda bir o kadar düşüşe uğradı. 2016 yılına bakarsak, turizm geliri: 22.107.440, turist nüfuzu ise bir anda 41 milyonlardan 31 milyonlara düştü. 2015 yılından aşağı yukarı 9.357.337 gelir kaybı ve Türkiye’ye gelen turist nüfusunda ise 10.252.200 gibi büyük bir düşüş oldu. Bunun nedeni ise 2016 yılında Türkiye genelinde terör saldırılarının artması ve bombalı yapılan eylemlerde pek çok Türk vatandaşı yanında yabancı vatandaşında yaşamını kaybetmiş olması etkili oldu. Bu dünya kamu oyuna Türkiyeyi kötü tanıttı. Böylelikle Türkiye'nin güvenli bir ülke olduğu görüşü zedelenmiş oldu  buda tahmin edersiniz ki böyle bir ekonomik ve siyasal zararı yaşanmasını sağladı. Bu durum diğer ülke haberlerinde de belirtildi şöyle ki:  ‘ALMAN VE RUS TURİSTLER KAÇIYOR’ Haberde, Türkiye turizm sektörünün bir ve iki numarası Alman ve Rus turistlerin, 2016 yazında başka Akdeniz ülkelerini tercih edecekleri belirtildi. Buna neden olarak da Sultanahmet’te 12 Ocak’ta gerçekleşen ve Alman turist kafilesinin hedef alındığı bombalı saldırıyla Rus savaş uçağının düşürülmesi gösterildi. Ayrıca diğer bir haber yazısında ise: Britanya’nın köklü gazetelerinden The Guardian’dan Will Coldwell’ın yazısına göreyse İstanbul İstiklal Caddesi’ndeki son canlı bomba saldırısıyla birlikte Türkiye’ye yapılan tatil rezervasyonlarında yüzde 50’lik bir düşüş oldu.
 Terörün Türkiye’ye verdiği sadece bir zarardı bu. Daha bir çoğu var. Bunu engeller miyiz? Tabi ki engelleriz birlik olursak beraber çalışırsak niye olmasın. Bu blog konusunu seçmedeki amacım: sadece sizi bilgilendirmek ve yaşanılır bir dünya için insanın önemini anlatmaktı, nüfus sadece bir sayıdır ama o sayıyı anlamlı kılan ise insandır. Size bir nebze yardımcı olabilmişsem ne mutlu bana tekrardan  başımız sağ olsun diyorum. Görüşmek üzere kendinize iyi bakın.

Kaynakça: tuik.gov.tr adresiden verileri elde edebilirsiniz.
https://us.search.yahoo.com/yhs/search?hspart=visicom&hsimp=yhs-weathernow&p=tursab+turizm+verileri&type=9655343_TR_us

http://www.diken.com.tr/teror-turizmi-de-vurdu-milyonlarca-rus-ingiliz-ve-alman-turist-bu-yil-gelmiyor/


Nüfusun, domino taşı etkisi (Francıs Fukuyama)

Frencis Fukuyama Francis Fukuyama, Olivier Nomellini, Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü'nde (FSI) Kıdemli Üyesi ve FSI'nin...